Son güncellenme :02.11.2016 11:57

Anasayfa > ANALİZ, Manşet, Manşet Yanı > Üstün insan olmanın reçetesini bulmaya ne dersiniz?

Üstün insan olmanın reçetesini bulmaya ne dersiniz?

Ve sordu kendi kendine: Niçin yalan söylemiyoruz? Cevabı hazırdı…

Üstün insan olmanın reçetesini bulmaya ne dersiniz?

Gerçek Sebep

Günler birbirini kovalıyor, haftalar, aylar akıp gidiyordu.

Yılmaz bey, artık akşamlarını hep okumaya ayırmıştı.

“Çocuk her organıyla büyür, ben de İslam’ı bir bütün olarak düşünmeli, hayatımın bütün safhalarını ona uydurmayı başarmalıyım.” diyordu.

Yine de en fazla ilgi duyduğu konu, ibadet idi.

Bir defasında, “Niçin namaz kılıyoruz?” başlıklı bir yazı gözüne ilişmişti. Dikkatle okudu. Yazıda, ibadetlerin “illet ve hikmetlerinden” söz ediliyordu.

“İllet”, bir işin yapılma sebebi, “hikmet” ise ondan doğan faydalar olarak açıklanıyordu. Bütün ibadetlerde illet, yani temel sebep Allah’ın emri idi. İbadet, İlâhî emir gereğince yapılıyordu. Ancak, her ibadetin dünyevi ve uhrevi faydaları da vardı; ama ibadet bu faydalar için yapılmıyordu.

Buna şöyle bir örnek de verilmişti:

Namazdaki hareketlerin tıp yönündün çok faydaları vardı. Ancak, namaz bu faydalar için kılınmıyordu. Aynı hareketleri namaza niyet etmeksizin ve Kâbe’ye yönelmeksizin yapan kişi bunların tıbbî faydasını görse bile yaptığı hareketler ibadet olmuyordu.

Oruç da öyleydi. Onun da nice faydaları vardı. Ancak, bir kimse güneş doğduktan hemen sonra aç kalmaya başlasa ve gece yarısına kadar aç kalsa, tıp yönünden birçok faydalar görse bile oruç tutmuş olmuyordu. Açlığa başlama ve ona son verme, ancak İlahî emre göre yapıldığında ibadet oluyordu.

Bu yazı, Yılmaz beye yeni ufuklar açtı. Bütün işlerini, konuşmalarını ve  hareketlerini bu ölçüye vurarak değerlendirmeye başladı.

Ve sordu kendi kendine:

Niçin yalan söylemiyoruz?

Cevabı hazırdı:

Allah yasakladığı için.  Bu niyetle yalandan sakınmak ibadet oluyordu.

Sonra yalan söylememenin hikmetini sordu:

Ferdin üstün bir karakter sahibi olması yanında  toplumun düzeni de doğruluğa bağlıydı. Yalan söylemek hem kendi ruh alemine zarardı, hem de içinde yaşadığı topluma.

Böyle birçok sorular sordu ve cevaplarını aynı ölçüye uygun olarak verdi. Böylece üstün insan olmanın da reçetesini bulmuş oluyordu:

Yaptıklarını Allah’ın rızası için yapmak, yapmadıklarını da yine O razı olmadığı için yapmamak.

Alaaddin Başar

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.